Yazdır  
GALATAPORT TEPKİSİ BÜYÜYOR
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen, Galataport projesi hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini, eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı.
Köymen, projedeki temel fikrin çatısını, kapsamını ve amaçlarını ayrıntılarıyla anlattı;
 KENT DOKUSU YAĞMALANIYOR
Meslek odaları ve sivil toplum unsurları Galataport projesine karşı uzun zamandan beri mücadele yürütüyor.
Toplumu bilgilendirmeye ve projenin nihai hedefinin kıyı şeridini halka tamamen kapatmak olduğunu ifade etmeye çabalıyoruz.
Halen süren şantiyelerde, ekstra kat imalatları tescillenmeye devam ediyor. İnşaat alanında önemli kültür varlıkları yok oluyor.
Talana karşı açılan davalar sürse de, hukuk araçsallaştırılıyor.
Kent dokusu yağmalanıyor.
 
ASLINA AYKIRI
Proje 1.2 kilometrelik kıyı şeridi boyunca uzanıyor.
Özelleştirme kapsamında, oteller, işyerleri, avm ler, restaurantlar, yolcu terminalleri yapılıyor.
Sözü edilen alanlar tamamıyla kamuya kapatılıyor.
Bölgedeki emlak spekülasyonları artıyor, kent kimliği, yerleşik esnaf gerçekliği ve mevcut değerler değişime zorlanıyor.
İstanbul’un tarihsel birikimi ve kent belleği ağır tahribat altında bırakılıyor. Bir nevi soylulaştırma projesi uygulanıyor.
 
ACIMASIZ PLANLAR İŞBAŞINDA
Galataport projesi tanıtım broşürlerine bakıldığında, süreç daha iyi anlaşılacaktır. Projenin çerçevesi dahilinde ilk adım olarak Eminönü-Kabataş arasındaki hat genelinde büyük müdahaleler başladı. Kültür Bakanlığı projeyi “kültür aksı projesi” olarak tanımlasa da, Tarihi Yarımada ve Galata Kulesi’nden İstiklal Caddesi boyunca Taksim Meydanı, yeni yapılan Taksim Camii ve yıkılan AKM yerine yükselen yeni kültür merkezi, bütünün esas parçalarını çok daha iyi ortaya çıkardı.
100 yılı aşkın bir süredir İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetinde olan Galata Kulesi ani bir kararla vakıflara devredildi. Ardından, onaylı bir projesi bile olmadan, usule aykırı bir şekilde restorasyon çalışması başlatıldı.
İstiklal Caddesi boyunca yapılan restorasyon, yıkılıp yapılma teknikleri, koruma yasasına uygun değil.
O nedenle eleştiriyoruz. Taksim Meydanı’na imal edilen camiyi, yıkılan AKM yerine yapılan kültür merkezini, Gezi Parkı’na düşünülen Topçu Kışlası projesini sürecin doğal parçası olarak değerlendiriyoruz.
1500 yılı aşkın bir zamandır tüm ihtişamı ile tarihi yarımadanın en önemli kültür varlığı olan Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesini tartışmaya açık buluyoruz.
8500 yıllık tarihi olan bir kentte koruma ilkelerini yerle bir eden, sadece sermaye gruplarının amacına hizmet eden  bu derece geniş ölçekli bir projeyi reddediyoruz.
 
DEVLET ÖZELLEŞTİRMEYİ SAVUNAMAZ
2005 yılı İstanbul açısından çok önemlidir.
Kentte büyük kırılmaları doğuracak ve müdahaleleri yasal kılacak düzenlemeler bu dönemde gelmiştir.
Mega proje çatı adıyla sayısız yıkım programı oluşturulmuş, global yatırımcılara yeni pazarlar yaratılması hedeflenmiştir.
Kentsel dönüşüm-yenileme alanı ilanları, sit alanlarında ve tarihi dokularda büyük çaplı projeler, özel proje alanları, projeden plana yönelme gibi İstanbul’a kalıcı zararlar veren uygulamalar ağırlığını fazlasıyla hissettirmiştir. Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı sürecin baş aktörlerinden birisi haline gelmiştir.
Galataport, sözü edilen yıllarda gayrimenkul fuarında görücüye çıkan bir projedir.
Haydarpaşa Port, Haliç Port vs. gibi pek çok proje o dönem uluslararası pazara sunulmuş ve yüklenici firma arayışına girilmiştir. Kamusal hizmetlerin özelleştirilmesi, yap-işlet-devret modelleri, kamu-özel iştirakleri kapsamındaki mega projelerle kent, çok büyük bir bozulma ve tahribata mahkum edilmiştir.
Devlet, kamu yararını koruyacağı yerde, kamusal alanı özele açma gibi bir yanılgıya kapılmış, bu yanlışından dönememiştir.
 
AKP’NİN İNŞAATÇI ORTAKLARI
AKP iktidarı ekonomik stratejisini, inşaat ve gayrimenkul sektörüne dayandırmıştır. Siyasi ortak olarak bazı inşaatçıları belirlemiş, seçili müteahhitlerin zenginleşmesine destek vermiştir.
Bedeli halka ödetilen çok sayıda yatırım, vatandaşın yoksullaşmasına sebep olmuş, hızla çoğalan projeler kapitalist sisteme yeni pazarlar açmış, ülke faydası hiçe sayılmıştır.
İnşaatçılar servetlerine servet eklemiş, halk ise giderek derinleşen ekonomik krizde payına düşen yükü çeker hale gelmiştir.
Vergiler yükselmiş, kentin doğal kaynakları tüketilmiş, kültürel miras ayaklar altında ezilmiştir.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve Kanal İstanbul projesi aynı anlayışın ürünüdür.
 
TEHLİKE BÜYÜK
Galataport projesinde müteahhit firma, proje alanında kalan Mimar Sinan Üniversitesi yerleşkesinin boşaltılmasını isteyebilir.
Bu tür projelerde, genelde ticaret akslarının içinde kalan kamu üniversiteleri, hastaneler, kullandıkları yeri terk ediyorlar.
Marmara Üniversitesi’nin kente yayılmış pek çok biriminin kapatılması buna en canlı örnektir.
Mimar Sinan Üniversitesi’ne dönersek, burada hem üniversite yönetiminin, hem de kamuoyunun duyarlılığı en önemli faktör.
Özelleştirme insafsızca sürerken, sağlık kurumlarının, eğitim kurumlarının kapatılması hiç istemediğimiz bir durum.
Gereken mücadelenin verileceğini düşünüyorum.
 
PANDEMİDE İNŞAAT İŞÇİLERİ
Galataport projesi, şantiye işçilerinin Covid-19 odaklı tepkilerine ve eylemlerine tanıklık etti. İş sağlığı güvenliğinin ve pandemi süreci hassasiyetinin iyi yönetilmediğini düşünen inşaat emekçileri, kamuoyunda geniş yankı bulan talepleriyle gündeme geldi.
Patronlar gerekli özeni göstermeyince, bir arkadaşımız hayatını kaybetti.
Salgın döneminde meslek odaları olarak, şantiyelerdeki çalışma koşullarının olumsuzluklarını ifade ettik ve salgının hızlı yayılma riski nedeniyle, büyük şantiyelerin kapatılması yönünde görüş bildirdik.
Özellikle Galataport gibi büyük şantiyelerde daha büyük sorunlar yaşanabileceğini dile getirdik.
O şantiyede gencecik bir mühendis arkadaşımızı virüs sebebiyle kaybettik. Kapitalizmin özgüven eksikliği ve emekçileri değersiz görme durumu bugün bir kez daha boy gösterdi.
Toplumsal travmalar tepe noktasındayken, daha adil ve daha iyi bir dünya için mücadele sürerken Galataport örneğindeki olumsuz tablo hepimizi bir kez daha incitti.
Bundan sonraki aşamalarda, projeye olan tavrımız, tepkimiz ve eleştirilerimiz devam edecek. Kentsel değeri erozyona uğratacak böylesine kritik bir projenin arka plan gerçeğini insanlara anlatma ısrarımız daha da kuvvetlenerek sürecek.